Mersin Coğrafyası

Aşağa gitmek

Mersin Coğrafyası

Mesaj tarafından By_hakaN Bir C.tesi 06 Ara. 2008, 23:22

Büyük gürültü ile sarsılan yeryüzü, inanılmaz bir biçimde şekil değiştirmekteydi. Mamutlar, tektoynaklılar, kanatlılar sürüngenler ve binlerce garip yaratık, yeraltından fışkırarak çevreye yayılan kızıl lavlar ve kaya parçaları ile zehirli gazların öldürücü etkisinden panik halinde kaçışırlarken, kimi gruplar ansızın açılan alevli uçurumlardan aşağıya yuvarlanmaktaydılar. Yöre canlılarının ölüm çığlıkları; inanılmaz bir biçimde şekil değiştiren yeryüzü kabuğunun gürültüleri, Toros dağlarının kıvrım kıvrım doğum sancıları ile Hasan, Erciyes ve Melendiz üçüzlerinin alevler içinde yükselirken çıkardıkları korkunç sesler arasında duyulmadı bile. Mitolojiye göre, Yeraltı Tanrısı Hepaistos'un müthiş öfkesi, Aristo'ya göre ise: "Dünyanın içine hapsedilmiş rüzgarların patlamasıydı bütün bunlar." Gerçekte, günümüzden yaklaşık 6 milyon yıl önceleri, üçüncü zaman sonlarına doğru doğanın gücünü sergilediği bir dizi tektonik olayla birlikte, Alp-Himalaya sisteminin güney kanadı olan Toros dağları ve Akdeniz çukuru oluşmaktaydı.
Alp sistemi içindeki Toros Dağları, İçel'de geniş bir payanda duvarı gibi Akdeniz kıyılarından yükselerek Anadolu platosuna destek verir. Yanda Göksu Deltası.Geçmişte yeraltından akan Göksu, daha sonraları bütün vadi tabanının çökmesiyle, Toros dağlarını yaran büyük bir vadiyi oluşturmuştur.
Ofiyolit ve kalker yığınlarından dev bir boğa gibi soluyarak yükselmekte olan Toros dağları, Akdeniz'in kıvrımlı çizgisini belirleyen üç büyük kütle, doğudan batıya dik, sarp ve yüksek diziler halinde uzanıyordu. Dördüncü dönem ile birlikte buzullar, platolar, vadiler, karstik çukurlar, mağaralar, dolinler, pojeler, obruk ve suyutan voklüz kaynakları ile günümüz Akdeniz bölgesinin Anadolu kıyılarına ait doğal yapı ana hatlarıyla ortaya çıktı. Dördüncü zaman sonlarında buzulların erimesiyle Akdeniz, birkaç kez 100 ile 150 metre arasında alçalıp yükseldi, şiddetli depremler oldu.
Daha geç zamanlarda doğu-batı yönünde kıyıya koşut giden dağların yumuşak kalkerli yapısının aşınması ile kalank denilen çukur ve oyuklar oluştu.
Bunların bir kısmı yüz binlerce yıl sonra, güney rüzgarlarına açık kıyı bandında Akdeniz teknelerinin en değerli barınakları olacaktır. Afrika sıcağını taşıyan güney rüzgarlarının çarptığı Toros dağları; plato, yayla ve kıyılara ılık Akdeniz havasını yansıtarak, bölgenin iklim ve florasını etkileyen başlıca faktör oldu. P. Meaumont, G. H. Blake ve J. M. Wagstaff'ın MÖ 8000 yıllarında Orta Doğu bitki örtüsü ve coğrafyasına ait haritalarından edindiğimiz bilgiler doğrultusunda, bol yağış alan yöremiz tamamen ormanlarla kaplıydı. Doğa, son rötuşlarını ise yağmurların ve yeraltı su kaynaklarının beslediği irili ufaklı akarsularıyla yaptı. Bunlar her yanı ormanlarla kaplı dağlar arasında Göksu Kapızı ile Çakıt ve Lamas gibi derin vadilerden veya dik yamaçlardan aşağıya, hızlı ve akışkan bir biçimde deniz yönünde güneye inmeye başladılar. Zaman içinde Göksu, Tarsus, Seyhan ve Ceyhan akarsuları, günümüzde de deniz yönünde büyümeye devam eden verimli alüvyon ova ve deltaları, çok sayıdaki küçük akarsu da kıyı boyunca uzanan dar ve verimli ova bandını oluşturdular.
Sonuçta toprak taşındı, yıkandı, ayrıştı ve %60'ı dağ olan Kilikya'da yörelere göre çok farklı kimyasal yapıda topraklar oluştu. Carlo M. Cipolla'nın yayınlarında yoğun biçimde irdelediği gibi, doğanın milyonlarca yılda hazırladığı bu ortam, insanoğlunu soğuk mağara oyuklarından çıkarmış, canlılar içinde doğa etkinliğine en geç, ancak en aktif olarak katılan insanın tarih sahnesine çıkmasını sağlamıştır.10.000 yıl önceleri Anadolu'da başlayan ılıman iklim, uygar insanın geleceğini de müjdelemekteydi. Nitekim, öncelikle Orta Doğu ve Ön Asya'da birçok uygar yerleşim bölgeleri ortaya çıktı. Bunlardan biride Kuzeydoğu Akdeniz'de yer alan Kilikya idi. M. V. S. Williams, Kilikya'da Yeni Taş Çağı ve Bakır Taş Çağı'na ait 29 yerleşme yeri tespit etmiştir. Bunlardan 15'i Çukurova'da, 14'ünün ise Yüksekova'da olduğunu belirtir. Ancak akarsu kenarlarındaki alüvyon alanlarda kurulu olan bazı yerleşimler, günümüzde de devam eden yığılmaların altında kalmış olabilirler. İlerideki bölümlerde değinileceği gibi, Kilikya bölgesi insanı, alüvyon ovalardan, mağaralardan, voklüz kaynaklarına, volkanik taşlara ve madenlere kadar bu doğal oluşumların hepsinden yararlanmasını bilecektir.
1935 yılında H. Goldman'ın Tarsus yakınlarındaki Gözlükule'de, 1936 yılında J.Garstang'ın Mersin yakınlarındaki Yumuktepe'de yaptıkları arkeolojik araştırma ve kazılar sonucunda Yeni Taş Çağı'nın tarım ve kültür devrimini gerçekleştirmiş insan topluluklarına ait ilk yerleşim katmanlarını tespit ettiler.
Vahşetten üretkenliğe geçiş süreciyle birlikte, Toroslar'ın ötesindeki Anadolu platosuna serpilmiş Yeni Taş Çağı ve Bakır Taş Çağı yerleşimleri, Batı Anadolu, Doğu Akdeniz kıyıları, adalar ve Yukarı Suriye ile ticari ilişkiler kurmaya, kültür etkileşimini gerçekleştirmeye başladı. Yazılı tarih çağlarından itibaren de giderek yükselen düzeyde, gelişme sürecine giren yöremiz; uygarlıkların tarih, mekan ve insanla olan güçlü bağlarının tanıklığına sahne olacaktır.
Denizcilerin barınak dediği, kıyı bandının yumuşak kısımlarının aşınması ile oluşan çok sayıdaki koylardan biri...Taşucu kıyılarında denize açılan küçük bir alüvyon ova.Cennet Obruğu.İçel yöresinden karakteristik bir kıyı görüntüsü. Toros yamaçlarından inen çam ormanları, kumsal ve deniz.Orta Toros Dağlarından bir kesit ve Çamlıyayla'da bahar.
Toros dağları çatlatıldı.
8000 yıl önceleri Konya ovasında üretilen volkan camı aletleri, Kilikya kıyılarından Kıbrıs adasına taşıyan bilinmeyen kahramanlar, ova yoksulu Batı Akdeniz ve Doğu Afrika'nın kuzey kıyılarına, Çukurova'nın buğdayını, Torosların kerestesini, harnubunu taşıdılar; kara ile denizi doğu ile batıyı kaynaştırdılar ülkelerini, limanlarını zenginleştirdiler.
Korunaksız kıyılarda limanlar inşa edildi.

Akdeniz'in yaşamı karanınkine karışmıştır. Yaklaşık 2500 yıl önceleri Akdeniz'de yaşanan canlı denizcilik faaliyetleri, kesintisiz olarak günümüze kadar gelmiş ve gelişerek devam etmektedir. Teknoloji ve sayısallık dışında özü ve amacı hep aynı olmuştur. İnsanların ihtiyaç duyduğu her şeyi yerine ulaştırmak. Gemiler gelecek ve gidecekler, tekrar gelecekler. Kalp atışı gibi durmaksızın...
İçel İlinin Coğrafi Konumu
Üç kıtanın birleştiği Anadolu yarımadasının Orta Güney bölgesindedir. Kuzeyinde Karaman ve Konya, doğusunda Adana, batısında Antalya illeri ile çevrilidir. Güneyinde doğudan batıya Doğu Akdeniz kıyıları uzanır.
Antik Çağlar'da Kilikya olarak bilinen bölge için gezgin Coğrafyacı Strabon: "Coracesion'dan (Alanya) Kilikya-Suriye kapısına kadar uzanan Küçük Asya'nın güneydoğu kıyılarına verilen bir bölgedir" diye söz eder. Herodot; bölgenin Hypachoea diye adlandırıldığını, Fenikeli Agenor'un oğullarından Cilix'in buraya gelip yerleştiğini ve onun adından dolayı bölgenin Kilikya adını aldığını nakleder. Fakat Kilikya adı ilk kez,"Chilakka" şeklinde Asurca yazıtlar üzerinde görülmüştür. Bu nedenle bugün Kilikya adının Asur kaynaklarında özellikle Dağlık Kilikya için kullanılan "Chilakka" kelimesinden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Aynı Asur kaynaklarında Ovalık Kilikya ise Que olarak adlandırılmaktadır.
Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasında ulaşımı sağlayan Gülek ve Sertawl (Kilikya kapıları) ile Belen (Suriye kapısı) gibi önemli geçitler nedeniyle stratejik önem taşıyan bölgenin, doğu ve batı kesimleri yeryüzü şekilleri bakımından farklı özellikler gösterir. Bu nedenledir ki Hellenler, batı kesimini Cilicia Tracheia (Dağlık Kilikya), doğu kesimini Cilicia Pedias (Ovalık Kilikya) olarak anmışlardır. Romalılar ise Dağlık Kilikya'ya Cilicia Aspera, Ovalık Kilikya'ya Cilicia Campestris adlarını vermişlerdi. Dağlık Kilikya kabaca bugün Alanya ile Mersin arasında kalan, Ovalık Kilikya ise Mersin'den İskenderun Körfezi'ne kadar uzanan kesimlerdir. İki Kilikya'yı ise Lamas (Limonlu) çayının birbirinden ayırdığı kabul edilir. Günümüzde Dağlık Kilikya Taşeli yarımadası, Ovalık Kilikya ise Çukurova olarak adlandırılır.
avatar
By_hakaN
ADMİNADMİN

Erkek
Mesaj Sayısı : 420
Yaş : 39
Nerden : İzmir
Ben Böyleyim :
ReP Puanı : 15
Kayıt tarihi : 01/12/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz